Zaxe X1 ile İstanbul’un Surları 3D Basıldı

Koç Üniversitesi ANAMED (Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi) ve Anadolu Üniversitesi ortaklığı ile gerçekleştirelen bir proje kapsamında İstanbul’un kara surları Edirnekapı‘dan Yenikapı‘ya kadar modellendi ve Zaxe X1 3D Yazıcı ile basıldı.

“ÇEPERDE, İstanbul Kara Surları”, 5. yüzyılda inşa edilmiş ve kente karakterini veren en önemli anıtlardan biri olarak kabul edilen İstanbul Kara Surları’nı konu ediyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ve Theodosios Surları olarak da adlandırılan surlar ile yakın çevresinin incelendiği sergide, 1600 yıllık tarihi boyunca kentin izlerini taşıyan çok katmanlı kültürel peyzaj gözler önüne seriliyor. Sergide, surların kentin su sistemi ve yeşil alanlarıyla ilişkisine, surlarla bütünleşmiş ruhani ve dinsel hafızaya, surlar çevresinde yaşamış insanların hikayelerine ve surları ziyaret etmiş kentlilerle gezginlerin anılarına yer veriliyor.

“ÇEPERDE, İstanbul Kara Surları” sergisi, Kara Surları’nı ve surların günlük hayattaki yansımalarını tartışmaya açmayı hedefliyor. Sergi için özel olarak hazırlanan 1/500 ölçekli, 13 m uzunluğundaki maketle, ziyaretçilere İstanbul’u çevreleyen kara surlarının ölçeğini, konumunu ve çevresiyle olan ilişkisini gözlemleme fırsatı sunuluyor.

Sergi kapsamında, günümüzde surlar ve çevresinde hala izi olan olay ve durumlardan konum bilgisi tespit edilenler maket ve harita üzerinde işaretlenmiş olarak anlatılıyor. Seyyahların anı defterlerinden, anıtlar üzerine hazırlanmış bilimsel raporlara, tarihi fotoğraflardan, edebi eserlerde yer alan surlarla ilgili metinlere pek çok kaynaktan surların anıtsal ve sosyal değeri aktarılıyor. Sergi, 1453’ten beri savaşlara sahne olmamış bir savunma yapısının kent yaşamı içindeki varoluşunu incelerken, verilerin doğrusunu aramaktan çok, anıların, bakış açılarının ve temsillerin çoğulluğunu gösteriyor.

 

ÇEPERDE İstanbul Kara Surları adında gerçekleştirilen proje Figen Kıvılcım Çorakbaş küratörlüğünde gerçekleşti.

İstanbul/Kadıköy’de hizmet veren maket atölyesi olan Küçük Atölye tarafından projenin izohips haritası çıkarıldı. 3D modellemesi ise Zaxe’den Onur Kılıçlı tarafından gerçekleştirildi. Modelleme de fotografi ile 3D modelleme yöntemi kullanıldı.

Türkiye’nin ‘Maker’lara İhtiyacı Var

Bilgiye erişim hızımız bundan 20 yıl öncesine göre olağanüstü bir şekilde arttı. Millenial kuşağı gençleri doğdukları andan itibaren bilgiyle ve ekranlarla kuşatılmış durumda. Bundan 10 sene önce her evde ortalama 3 ya da 4 farklı ekrandan söz ederken, bugün evde yaşayan her bir birey en az 3 yada 4 ekrana sahip. Üstelik bilginin bu ekranlar arasında akışkan bir şekilde ‘tüketilebilmesi’ bir ekranda okunmaya başlanan bir makalenin ya da izlenmeye başlanan bir videonun devamına diğer bir ekrandan ulaşılabilmesine olanak tanıyor. Sorun biraz da bu ‘tüketim’ tarzında ve hızında aslında. Sahip olduğumuz becerileri, zamanı ve de cihazları ‘tüketmek’ için harcıyor olmak pek çok kişi tarafından son derece normal karşılanıyor. Yükselen yeni sosyal mecralar ve çok satan mobil cihazlar da üretimden ziyade tüketimi destekliyor, besliyor.

Eğitim’e Bakış Açımız

Bununla birlikte toplumumuzun eğitime bakış açısı da meslek ve iş odaklı. Bir lise öğrencisi için istenen şeyler sırasıyla derslerinde başarılı olması, üniversite sınavlarından mümkün olduğunca yüksek bir puan alması, iyi bir üniversitenin iyi bir bölümüne girerek iyi bir ‘meslek’ sahibi olması ve ardından iyi bir ‘işe’ girmesi. Ancak bir müfredatı ‘tüketerek’ izlenebilecek bu yol da gençlerin 10 yıllar boyunca tek boyutlu bir düşünce sistemine hapsolmalarına neden oluyor. Oysa üretmek, bilgi edinmenin en dolaysız ve doğrudan yolu. Bir şeyi yaparken elde edilen deneyim birinci derece bilgi kaynağı değerinde.

Dünyada Durum

Bu noktada, dünyadan en dikkat çekici 2 yaklaşım ABD ve İngiltere’den. Geçtiğimiz sene İngiltere’de BBC ortaokul öğrencilerine 1 milyon adet programlanabilir mini bilgisayar dağıttı. Bu bilgisayarlarda daha gelişmiş projeler üretmek isteyen öğrenciler isterlerse ‘BBC Micro’ adlı mini bilgisayarlarını Ardunio ya da Rasperry Pi cihazlarla birlikte de çalıştırabiliyorlar.

Amerika Birleşik Devletleri’nde ise eğitim bakanlığına bağlı STEM (Science Technolgy Engineering Math) Komitesi STEM derslerini okul öncesinden 12. sınıfa kadar yaygınlaştırmak, gençlerin ve kamuoyunun STEM farkındalığını arttırmak, üniversite öğrencilerini STEM konusunda deneyimli bir hale getirmek ve dezavantajlı sosyo-ekonomik grupların STEM alanında daha iyi bir eğitim alabilmesi için 5 yıllık bir strateji planı uygulamaya koymuş durumda.

Maker Hareketi

İşte temelinde rekabet yerine paylaşım, para yerine yetenek ve ezber yerine deneyim olan ‘Maker’ hareketi tam olarak bir ‘üreterek öğrenme’ modelini temsil ediyor. Maker hareketinin temelinde yer alan ‘Do It Together’ (Birlikte Yap) anlayışı sayesinde Maker’lar tek başlarına belki de asla sahip olamayacakları kadar bilgiye ve yeteneğe ‘ucu ucuna öğrenme’ modeli ile sahip olmakta. Geliştirme ve üretme süreçleri açık olan projeler sayesinde de deneyim ve bilgi aktarımı kolay ve şeffaf bir biçimde gerçekleşmekte. Kolayca -ve gerektiği kadar- öğrenilebilecek programlama dilleri, fiyatları son derece ucuzlamış devreler ve programlanabilir mini bilgisayarlar ve tabii ki erişimi kolaylaşan 3 boyutlu yazıcılar sayesinde bir Maker’ın aklındaki fikrin prototip ürününü üretmesi artık son derece kolay.

İhtiyaç ve İnovasyon

Yapılacak tasarımların ve üretilecek ürünlerin bir ihtiyacı karşılaması inovasyon için olmazsa olmaz. Bu açıdan Maker hareketinin de temel yaklaşımının ‘Ürüne göre ihtiyaç değil ihtiyaca göre ürün’ olduğunu söyleyebiliriz. Maker olmak bir açıdan istediği herhangi bir şeyi üretmek, ne olduğu önemli olmaksızın fiziksel çıktısı olan herhangi bir üretimde bulunmak demek. Ancak işin içine inovasyonu da aldığımızda bir Maker’ın gerek kendi ihtiyaçlarına, gerek çevresinde gördüğü ve dikkatini çeken ihtiyaçlara, gerekse de daha yaygın anlamda toplumun ve dünyanın ihtiyaçlarına yönelik çözümler üretmesi gerekiyor. Bu çözüm kendi evcil hayvanına yönelik (kişisel), olabileceği gibi mültecilerin aileleriyle iletişim kurabilmelerini sağlayacak bir sistem de (toplumsal) olabilir.

“Atma, dönüştür. Onar, yeniden kullan” sloganıyla her ayın ilk pazar günü Kadıköy’de gerçekleştirilen ve gönüllülerin bozulan eşyalarınızı tamir ettiği ‘Repair Cafe’ etkinliği ve adlarını kafaları kırılmış yol babalarına 3 boyutlu yazıcılar ile ürettikleri Star Wars karakterlerinin kafalarını takarak duyuran ‘Onaranlar Kulübü’ ise çevrelerindeki ihtiyaçlara yönelik çözümler üretmeye -ve sosyal inovasyona- 2 güzel örnek.

Crowfunding ve Crowsourcing

Fikrini hayata geçirip prototipini üreten ve yaygın üretime geçmek isteyen Maker’ların kafalarındaki en büyük bilinmezler ise her zaman yatırım, yatırımcı ve finansman. Fikir / ürün sahipleriyle yatırımcıların bir araya gelmesi her ne kadar eskisine göre çok daha kolay olsa da bu süreçler Maker’lar için kimi zaman zorlayıcı olabiliyor. Burada da Maker’ların imdadına ‘Crowfounding’ (Kitlesel Fonlama) ve ‘Crowsourcing’ (Kitlesel İmece) sistemleri yetişiyor.

Maker’ların prototip ürünleriyle Kickstarter ya da Indiegogo gibi siteler üzerinden tüm dünyadan fon toplamaları artık son derece kolay. Ancak elbette bu siteler üzerinden fon toplamaya çalışan her ürün ya da proje amacına ulaşamıyor. Yüzlerce başka fikir arasından sıyrılabilmek ve hedeflenen fona ulaşabilmek için inovasyon ve sürdürülebilirlik olmazsa olmaz.

Patentlerin Yeri

Maker’ların fikirlerinin ve ürünlerinin haksız rekabetten korunabilmesi ve Maker’lar ile sanayinin işbirliğinin doğru ve adil bir şekilde geliştirilebilmesi için ise patentler son derece önemli. Burada elbette değer yaratan, lisanslanabilir ve bir AR-GE sürecinin çıktısı olan patentlerden bahsediyoruz. Genç Maker’ların, ürünlerinin testten geçirilerek fikri mülkiyet haklarının alınması ve lisanslanması konularında profesyonel desteğe ihtiyaçları var. Lisanslanmış patentleri sayesinde Maker’lar ulusal ve uluslar arası çapta yatırım alabilme, iş birlikleri geliştirebilme ve ortaklıklar kurabilme imkanlarına kavuştukları gibi yeni fikirler ve ürünler üzerine düşünmeye, araştırma ve geliştirmeye, üretmeye de devam edebiliyorlar.

 

Prof. Dr. Gamze Sart

İstanbul Üniversitesi

Eğitim Fakültesi

Çocuk ve Teknoloji

Yaşlı dede minik torununa yoldan geçen otomobili göstererek:

“Yavrum bak düt düt gidiyor!”

Torun bilmiş bir eda ile:

“Ne düt dütü dede! O gördüğün filanca marka, falanca model,

şu kadar silindiri olan, bu kadar beygire sahip bir otomobil…”

Günümüzde kuşaklar arasındaki teknoloji odaklı konularda makasın iyice açıldığı su götürmez bir gerçek.

Önceden çocuklar için lunapark cazibe merkezi iken, günümüzde çocuklarımız sanal gerçeklik teknolojisi sayesinde lunaparkı evlerine taşımış durumdalar.

Önceden çocuklar Almanya’dan gelecek amcasının, dayısının alacağı oyuncak robotun hayalini kurarken, günümüzde çocuklarımız robotik eğitimleri alarak kendi robotlarını kendileri tasarlıyorlar.

Önceden çocuklar vitesli bisiklet, walkman, atari gibi araçlara hayran iken günümüzde artırılmış gerçek teknolojisiyle oynanan oyunların bile büyüsü bozulmaya başladı.

Anlaşılan o ki yeni neslin imkanları çok. Teknoloji hayatın bir gerçeği olduğu için onu yaşamımıza entegre etmek önemli.

Peki, bu teknolojik imkanların getirileri yanında götürdükleri de yok mu?

Örneğin, eski neslin çocukluk dönemlerindeki en büyük zevki akşamları büyüklerinden dinledikleri tatlı hikayeler iken yeni nesil, akşamları zamanlarını kendi odalarında bilgisayar ve telefon ile geçirmesi insanı düşündürmüyor mu?

“Sosyal” ağlarda yüzlerce arkadaşı olan “asosyal” çocuk olmak ne kadar mantıklı?

Maksadım teknolojiyi kötülemek değil.  Elbette nimetlerinden faydalanmak önemlidir ancak teknoloji hayatın kendisi olmamalı! Teknolojinin sadece hayatımızı kolaylaştırmaya yarayan bir araç olduğu unutmadığımız sürece sıkıntı yok. Bu alanda küçüklerimize farkındalık oluşturmak sadece ebeveynlerin telkinleri ile olmuyor maalesef. Profesyonel ve programlı bir bilgilendirmeye de ihtiyaç var.

Teknolojik nesil Z kuşağına; toplumsal hayata aktif katılım, özel yaşamın gizliliğine saygı, etik kurallara bağlılık ve aile içi iletişime önem verme gibi değerlerin katılmasının hedeflendiği Medya Okur Yazarlığı dersi bir nebze olsun bu bağlamda katkı sağlayacaktır.

Dersin seçmeli olması bir dezavantaj olsa da arz – talep olayını unutmamak gerek. Veli ve öğrenci isterse bu dersler açılır. Ayrıca Bilişim Teknolojileri ve Yazılım dersine olan bakış açısında da bazı sıkıntılar olduğunu düşünüyorum.

Günümüzün minik Bill Gates’lerinin, Steve Jobs’larının teknoloji bağlamındaki bilgi dağarcığı bazı durumlarda yetersiz kalabilmekte. İyi bir teknoloji okuryazarı olmak; iyi bir office yazılımları kullanıcısı olmakla, aktif bir sosyal ağ kullanıcısı olmakla veya akıllı telefonda, tablette her menüyü bilmekle olmuyor. Teknolojiyi kullanmayı bilmek, teknolojiyi bilinçli ve güvenli kullanmayı bilmek anlamına gelmez.

Müfredatın bu branşta biraz esnek olmasının da etkisiyle Bilişim Teknolojileri ve Yazılım derslerinde günümüzün popüler programlama yazılımı Scratch gibi öğrencilerimizin ufkunu açılacak programlar, temel düzey robot tasarım eğitimleri, programlama, akış diyagramları ve teknoloji kullanımında etik değerler gibi konulardan bahsedilmekte.

Unutmayalım! Bir bıçak, katilin elinde tehlikeli bir silaha dönüşürken, bir aşçının elinde nefis yemekler yapmaya yarayan mutfak gereci olabilmekte. Bu örnekte olduğu gibi günümüz teknolojilerini de bilinçli, güvenli ve verimli kullanmak yine bizim elimizde…

 

Bilişim Teknolojileri Öğretmeni Halit Arslan

 

Bubi Tuzaklarına “Örümcek Robotlu” Çözüm

2 üniversite öğrencisi, hurdacılardan topladıkları malzemelerle ürettikleri 3D yazıcı yardımıyla sarp ve engebeli arazide kolaylıkla ilerleyip “bubi tuzakları” ile kimyasal tehlike arz eden durumlara müdahale edebilecek “Örümcek Robot” tasarladı.

Erzincan’da 2 üniversite öğrencisi, hurdacılardan topladıkları malzemelerle ürettikleri 3D yazıcı yardımıyla sarp ve engebeli arazide kolaylıkla ilerleyip “bubi tuzakları” ile kimyasal tehlike arz eden olaylara müdahale edebilecek “Örümcek Robot” imal etmeyi başardı.

Erzincan Üniversitesi (EÜ) Robot Teknolojileri ve Kullanımı Kulübü üyesi olan EÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü 3. sınıf öğrencisi Mehmet Parlak ile aynı üniversitenin Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği öğrencisi Sinan Karakaşoğlu, bir süre önce, internette gördükleri bir 3D yazıcıyı imal etmek amacıyla çalışma başlattı.

İmkanlarının kısıtlı olması nedeniyle kentteki hurdacılardan topladıkları parçalarla söz konusu 3D yazıcıyı üretmeyi başaran Karakaşoğlu ve Parlak, ardından sarp ve engebeli arazide ilerleyebilen “Örümcek Robot” adını verdikleri bir robot üretmeye karar verdi.

Karakaşoğlu ve Parlak, ürettikleri 3D yazıcı yardımıyla büyük bir bölümünü tasarladıkları robotu da üretmeyi başardı.

Sarp ve engebeli arazide rahatlıkla ilerleyebilme özelliği bulunan “Örümcek Robot”, şüpheli paket ya da küçük bir dokunma ile patlayan, kamufle edilmiş bomba olarak adlandırılan “bubi tuzağı” gibi bombalı olaylara müdahalede benzer robotlardan ayrılıyor.

Şüpheli paket ve bubi tuzağı gibi bombalı olaylarda büyük avantaj sağlayıp can kaybı ve yaralanmaları önleyebilecek “Örümcek Robot” ile insanlar açısından tehlike arz eden kimyasal olaylara da müdahale edilmesi amaçlanıyor.

Öğrencilerden Mehmet Parlak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, özellikle ulaşılması güç ve insanlar için tehlikeli olan kaygan ve engebeli zeminlerde her türlü risk analizi yapması için örümcek robotu tasarladıklarını söyledi.

“Robotun yazılımı tamamen bize ait”

Parlak, robot parçalarının tasarımının büyük bir bölümünün yanı sıra robotun denenmesi için kullanılan platformun tamamını da kendi ürettikleri 3D yazıcılar aracılığıyla imal ettiklerini belirterek, şöyle devam etti:

“Günümüzde üretilen robotların çoğu tekerlekli sistemler üzerine kuruluyor. Bunu aşmak istedim. Çünkü bazı durumlarda tekerlekli robot sistemlerinin devrilme gibi olumsuz yanlarına şahit olabiliyoruz. Bir robotun istenilen bölgeye gönderilebilmesi ve bazı engelleri aşabilmesini için bu örümcek robotu tasarlayıp ürettik. Robotumuz, üzerindeki wi-fi kamera ile girdiği ortamlarda anlık görüntü aktarabiliyor, fotoğraf çekebiliyor ve bu şekilde ortamdaki risk analizini bize gösterebiliyor. Robotumuza kimyasal sensörler eklenmesi suretiyle, kimyasal risk analizi de yapılabiliyor. Robotun yazılımı tamamen bize ait ve hiçbir şekilde kopya içermiyor.”

Kulüp, robot yarışlarında başarısını kanıtladı

EÜ Robot Teknolojileri ve Kullanımı Kulübünün danışmalığını yapan öğretim görevlisi Önder Yıldırım da kulübün 2015 yılında kurulduğunu ifade ederek, “Kulübümüz ilk başta elimizdeki kısıtlı imkanlarla çeşitli yarışlara katıldı. Daha sonra yaptığımız protokol sayesinde Fatih Mesleki Teknik Anadolu Lisesi ile malzeme ve ortak iş gücümüzü birleştirerek yarışlara katılmaya devam ettik. Marmara Üniversitesinde düzenlenen robot yarışlarında 120 robot arasında ilk 10’a girerek başarımızı kanıtladık.” diye konuştu.

Kaynak: AA

İTÜ Öğrencilerinden ‘İnsansız Kara Aracı’

İTÜ öğrencilerinden oluşan “İTÜ Rover Takımı” yerli otomobil ve uçak üretimine de örnek olabilecek tamamı milli “insansız kara aracı” üretti.

Türkiye’nin uzay çalışmalarında söz sahibi olabileceği bir projeye imza atmaya karar veren öğrenciler, gezegenler üzerinde keşif ve araştırma yapması amacıyla üretilen robotlar olarak bilinen “rover” tasarlamak ve üretmek amacıyla kolları sıvadı.

İTÜ Rover Takımı’nı kuran 29 yerli mucit, 6 ayda hem gezegen yüzeyinde araştırma yapabilecek hem de nükleer, savunma sanayinin yanı sıra afetlerde de kullanılabilecek, uzaktan kumandalı, tamamı yerli insansız kara aracı üretti.

Engebeli Arazide Devrilmeden Çalışıyor

Ekip lideri Tunç Türker, aracı, Türkiye’nin uzay alanında söz sahibi olmasına katkı sunmak amacıyla yapmaya karar verdiklerini anlattı.

Yoğun çalışma sonucu kısa sürede aracı yürür hale getirdiklerini dile getiren Türker, “Uzaktan kontrollü ve otonom (aracın kendi karar vererek hareket etmesi) olarak hareket edebilecek aracımızın özelleşmesi uzay araştırmaları alanında olacak. Bu da aracın bir gezegen üzerinde birtakım görevleri yerine getirmek için tasarlanması demek oluyor. Bu görevlerden en önemlisi aracın çukurlarda, yükseltilerde, eğimlerde ve engellerle karşılaştığında devrilmemesidir.” diye konuştu.

Türker, Türkiye’de olmayan bir araç ürettiklerini anlatarak, şöyle devam etti:

“Tamamı yerli bir araç ürettik. Araç, temelde insansız kara aracıdır. İnsanların giremeyeceği yerlere girip, oralarda müdahalelerde bulunabiliyor. Uzay çalışmalarında bir ilk olan araç aynı zamanda, nükleer alanlarda tehlike olunca, savunma sanayinde ve afetlerde de kullanılabilecek. Biz bunu, Mars ile ilgili yarışma için tasarladık. İsteğimiz aracın uzay alanında kullanılması. Çünkü ülkemiz bu alanda maalesef çok gelişmedi. Bu araçla, uzay alanında söz sahibi olmak istiyoruz. Tabii ki seri üretimi olması durumunda diğer alanlarda da kullanılabilir. Yani Hindistan bunu yapabiliyor. Kendi öğrencilerine Ay için robot tasarlatıp, bunu Ay’a göndermeye çalışıyor. Türkiye’de de bunların olmasını istiyoruz.”

Yerli Otomobil ve Uçağa Örnek Olacak

Proje Danışmanı İTÜ Elektrik-Elektronik Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Serkan Türkeli de Türkiye’deki üniversitelerde öğrencilerin kaliteli eğitim aldığını belirterek, öğrencilere mühendisliğin Türkiye’de yapılabilecek bir iş olduğunu göstermek istediklerini söyledi.

 

 

Kaynak: http://www.sabah.com.tr/teknoloji/2017/03/10/itu-ogrencilerinden-insansiz-kara-araci

Liseli Öğrencilere Avrupa Yolu Açan Proje

İzmir’de özel bir okulda eğitim alan dört lise öğrencisi, kolon kanserinin önlenmesine yönelik projelerini sunmak için Amerika ve Avrupa’daki üniversitelerden davet aldı.

Dört lise öğrencisi, kolon kanserine karşı getirdikleri alternatif çözüm önerisini içeren projeleriyle yurtdışındaki üniversitelerden davet aldı. İzmir Özel Karşıyaka Bilim Doğa Anadolu Lisesi öğrencilerinden Simay Sunarer, Fikret Ergüven, Sude Filiz ve Ece Mutluay kolon kanserinin önlenmesine yönelik projelerini sunmak için Amerika, Brezilya ve Prag’a gidecek. Kimya öğretmeni Ayşe Karadeniz Yazıcı’nın danışmanlığında bilimsel proje ekibi olarak, 11’nci sınıf öğrencilerinden Simay Sunarer ve Fikret Ergüven iki yıl boyunca ‘Zeytin Yaprağı ve Dereotu Çayının İn Vitro Antioksidan Özellikleri ve Kolon Kanser Hücrelerine Etkisi’, Sude Filiz ve Ece Mutluay’da ‘Buğday Çimi Suyunun DLD-1 Kolon Kanser Hücrelerine Etkisi ve İn Vitro Antioksidan Özellikleri’ adlı proje üzerinde çalıştı. Öğrenciler, International Journal of Art and Science Konferansları kapsamında başta Harvard Medical School olmak üzere Las Vegas, Prag ve Paris’teki üniversitelerde gerçekleşecek akademik konferanslarda yaptıkları çalışmaları sunacaklar.

Bitkilerden Faydalanıldı

Ekibin danışmanı Ayşe Karadeniz Yazıcı çalışmaları ile ilgili şöyle konuştu:

“Sağlıklı yaşam arayışı ve beslenmeye artan ilgi nedeniyle bitkisel çaylar yaygınlaştı ve popülaritesi giderek arttı. Yapılan çalışmada zeytin yaprağı, dereotu ve buğday çimi çaylarının kolon kanser hücreleri üzerindeki antioksidan özellikleri ile ilişkili olduğunu göstermek amaçlanıyor.”

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/liseliler-projeleriyle-yurtdisi-yolcusu-40392027

Geleceğin Öğretmeni “Tega”

Tega adlı bir oyuncak robot 8 hafta boyunca çocuklara İspanyolca öğretti. Robot çocuklar tarafından çok sevildi. Her çocuğun karakterine ve ruh haline göre hareket eden robot gerçek öğretmenlere göre daha başarılı sonuçlar aldı.

Prof. Dr. Cynthia Breazeal önderliğinde MIT Medya Laboratuvarı‘nda üretilen Tega adlı robot çocuklara 8 hafta boyunca İspanyolca kelimeler öğretti. Çocukların yüz ifadelerini, hareketlerini ve sözlerini inceleyerek içinde bulundukları ruh halini algılayan robot çocuklara buna göre tepkiler verdi. Bir öğretmenden ziyade, çocukla birlikte öğrenen bir öğrenci gibi davranan Tega kısa sürede çocukların sevgisini kazandı.

Çoğu gerçek öğretmenden farklı olarak eğlenceli, etkili ve kişiye özel yöntemler uygulayan Tega’nın eğitim konusunda oldukça başarılı olduğu görüldü. 3-5 yaş arası 38 çocukla 15 dakikalık süreler halinde 8 hafta boyunca çalışan Tega, özellikle çocuklarla etkileşime girme ve onların ilgisini çekme konusunda normal öğretmenlerden daha iyiydi.

 

Okullarda uygulanan herkese uyan tek yöntem (one size fits all) modelinden farklı olarak her çocuğun karakterine ve ihtiyaçlarına göre eğitim verebilen robot, bu sayede çok kısa sürede çocuklarla bağ kurmayı başardı. İlk başlarda sadece çocukların ruh halini taklit ederek onlar her ne yapıyorsa onun gibi davranan Tega, zaman geçtikçe çocukların kişiliklerini anlamaya ve onlara kişisel çözümler üretmeye başladı. Bu durumdan oldukça hoşlandıkları gözlenen çocukların çoğu Tega’yı okşadı hatta ona sarıldı.

 

Çalışmayı yürüten Cynthia Brezeal “Öğrenmenin bilişsel, sosyal ve duygusal yönlerini oldukça kişisel bir yöntemle destekleyebilen yeni nesil öğrenme teknolojilerinin gelişimini takip etmek çok etkileyici” diye konuştu. Ekip çalışmanın sonuçlarını Şubat ayında ABD’nin Arizona Eyaleti’nin Phoenix kentinde düzenlenen 30. (AAAI) Yapay Zeka Geliştirme Birliği Konferansı’nda açıkladı. Çalışma 10 milyon dolarlık ‘Programlama Keşifleri’ ödülüne layık görüldü.

Henüz geliştirme aşamasında olan öğretmen robotların gelecekte okullardaki öğretmenlerin yerini alması hedefleniyor. Öğrenme konusunda insan ilişkisinin en az bilgi kadar önemli olduğu biliniyor ancak bir öğretmenin, öğrencinin tüm ihtiyaçlarını bilen ve ona göre hareket eden, hiçbir şeyi unutmayan ve asla yorulmayan bir robota karşı üstünlük sağlaması da zor görünüyor.

 

Kaynak: https://www.dunyahalleri.com/gelecegin-ogretmeni-tega/

Alara Güler’e ‘TohumBot’ İle Gelen Dünya İkinciliği

Lise öğrencisi Alara Güler ‘TohumBot’ adını verdiği tarım robotuyla Tayvan’da katıldığı Uluslararası Bilim Fuarında dünya ikincisi oldu.

Tayvan’da, 23 ülkeden 247 projenin katıldığı Taiwan International Science Fair’de Türkiyeyi temsil eden Üsküdar Amerikan Lisesi öğrencisi Alara Güler, TohumBot adını verdiği “Tarımsal Uygulamalar için Düşük Maliyetli Yarı – Otonom Mobil Robot adlı projesiyle dünya ikincisi oldu.

 

“İnsansız Bahçe Tarımı Alanlarında Kullanılması Hedefleniyor.”

Alara Gülerin geliştirdiği TohumBot, özellikle küçük ve orta ölçekli insansız bahçe tarımı alanlarında kullanılacak. TohumBot, aynı işi daha az insan gücü, maliyet ve zamanda gerçekleştirerek tarım sektöründe verimi arttıracak.

 

 

“İnsanlık İçin Çalışmalarıma Devam Edeceğim.”

Taipei Türk Ticaret Ofisi İkinci Katibi Erhan Gülmez ile Intel Taiwan Başkanı Dr. Nan Shyan Chunun da katıldığı törenle ödülünü alan Alara Güler, dünyanın elektronik devlerinden Tayvanda böyle bir ödül aldığı için çok mutlu olduğunu belirterek, insanlık adına yararlı işler yapmak için bilimsel çalışmalarına devam edeceğini söyledi.

Proje danışmanlığını kimya öğretmeni Talha Kılıçın yaptığı Alara Gülere Tayvanda yarışmanın Türkiye direktörü Ümit Karademir eşlik etti.

Sınıflara eğitimci robotlar mı geliyor?

Gelecek nesillere robotlar eğitim verecek.

Avustralya’dan Avrupa’ya hatta Amerika Birleşik Devletleri’ne kadar bir çok ülkede pilot aşamada bulunan ve çeşitli testlerden geçen robot eğitmenler 24 / 27 Ocak tarihleri arasında Londra’da düzenlenen BETT fuarında tanıtıldı.

Ubtech CEO’su wong Wei konu hakkında: “Geçmişte sürekli olarak çocuklara bilgiler öğrettik, şimdi ise öğretmenlerin söylediklerini tekrar ediyorlar ve fazlasıyla sınava giriyorlar, ama yeni teknolojilerden haberleri yok. Öğrendiklerini elleriyle hayata geçiremiyor bilgileri teoride ezberliyorlar. Ancak teori sanayiye yardımcı olamıyor, uygarlığın geleceğine yardım edemiyor” sözlerini sarf etti.

Robotlarla öğrenme aşamasında öğrenciler öğretmenlerinin anlattıklarını bizzat deneyimliyor, örneğin kimya dalında… Konuyu Touchable Universe Yaratıcı Direktörü Sean McDougall açıkladı:

“Dünyadaki her öğretmen, öğrencilerin karşısına çıkacak bazı konuların olacağını bilir. Periyodik tablo örneğini alırsanız, size öğrenci olarak farklı ögelerin tümünü gösteren sadece bir kağıt parçasıdır. Bunu kabul etmek zorundasınız, çünkü öğretmen bunu size yaşatamıyor.”

Oynayarak öğrenmekten daha iyi ne olabilir konseptiyle ortaya çıkan Robo Wunderkind üzerinde bulunan alıcıları ve LED ışıklarıyla blue tohht bağlantısına da dahip. Herkesin inşa edebileceği bir robot olan aygıt,
renkli bloklarıyla çocuklara neyi nereye koyacaklarının sinyallerini veriyor.

Dokunmatik ekranlarla verilen dersler öğrencilere bambaşka bir dünyanın kapılarını açacak onlara aldıkları bilgiyi deneme şansı tanıyacak.

Kaynak: http://tr.euronews.com/2017/01/31/egitimci-robotlar-cok-yakinda-siniflara-girecek

Digitalage Summit 2015 Etkinliğinden Önemli Satır Başları

Birçok dijital sektör profesyonelini biraraya getiren DigitalAge Summit 2015 konferansı, 12-13 Mayıs’ta Raffles İstanbul’da gerçekleşti. Moderatörlüğünü geçen seneki gibi Serdar Kuzuloğlu’nun yaptığı konferansın bu yıl teması “Think Logical, Act Digital” oldu. Big data, içerik, tasarım ve özellikle mobil konu başlıklarının konuşulduğu etkinliğin notlarını sizler için toparlamaya çalıştım.

Etkinlik ile ilgili atılan tweetlere #DASummit15 hashtagi ile ulaşabilirsiniz

Ramzi Moutran

Ramzi Moutran

Ramzi Moutran

  • Bilgi güçtür, paylaşılan bilgi daha da fazla güçtür.
  • Sosyal mecralar, 17.YY’da kurulan ilk kafelerle aynı amacı taşıyor: Fiziksel bir sosyal alan.
  • Büyük fikirler sosyal mecralarla birleşince ortaya ‘hikayeler’ çıkıyor.
  • Markanın temsil ettiği duyguyu tüketici hissetmeli.
  • Fiziksel anlamda sosyal ağlar, 17. Yüzyılda kahvelerle başladı.
  • Viral öldü, yaşasın kaliteli içerik!
  • iChoose adını verdiği yeni jenerasyon, tüketeceği içeriği seçme hakkına sahip. ‘Ben seçerim!’ jenerasyonu geliyor.

Mehmet Doğan

Mehmet Dogan

Mehmet Doğan

  • Tüketicilerin alışkanlıklarına ayak uydurarak işlerinizde kıvılcımlar oluşturabilirsiniz.
  • ‘Üye ol’ sayfası deneyimi önemlidir. Önemle tasarlanmalıdır. Çoğu kullanıcı burada kaybolur.
  • H&M online oldukça sade ve rahat bir kullanıcı deneyimi sunar. Tek bir koleksiyon vardır diğer her şey mağazadadır.
  • Kişiler bazen hız tümseğine ihtiyaç duyar, bir kaldıraç noktası istiyorsanız sürtünme etkisine ihtiyacınız var.

Nicolas Roope

Nicolas Roope

Nicolas Roope

  • Dünyayı anlayabilmenin yolu kullanıcıları anlamaktan geçiyor. Olayın özü bağlanmaktan geçiyor.
  • Dijital davranmayın, dijital olun!
  • Tek bir şey yapacaksanız onu en iyi şekilde yapın.
  • İnsanların paylaşmasını teşvik etmek sizi başarıya götürür.
  • İnsanların dikkatini çekmek için işlerinizi kişiselleştirin.
  • Marka deneyimini sürekli kılmak için, oluşturduğunuz şeyin dijital ortamda paylaşılabilirliğini düşünmelisiniz.
  • Müşteriler için zaman, cesaret, bütçe, hepsi çok zor. Onları büyük fikre ikna etmeye çalışmak gerekiyor.

Greg Stuart

Greg Stuart

Greg Stuart

  • Günde ortalama 150 kez mobil cihazlarımızı kontrol ediyoruz.
  • 18-24 yaş arası gençler, her 10 dakikada bir cep telefonlarını kontrol ediyorlar.
  • Televizyona karşı mobil reklamlar satışa daha fazla etki ediyor.
  • Pazarlama kampanyalarında mobilin payı %8 ile %16 arasında olmalıdır.
  • Mobil video reklamları, en iyi sonucu düşük sıklıkta yayınlandığında veriyor.
  • İçeriğe ve ilgiye göre hedefleme ile mobil, pazarlamacılar oldukça güçlü bir araç haline geldi.
  • Mobile yatırım yapmalı çünkü bu alanda çok büyük fırsat var. Mobil herşeyi takip eder.
  • ABD’de ebeveynlerin yüzde 65’i mobil cihazların onları daha iyi ebeveyn yaptığını düşünüyor.
  • Kullanıcıların yüzde 75’i banyoda telefonu kullanıyor. (Türkiye dışında)
  • Günde 64 milyon WhatsApp mesajı paylaşılıyor.

Baran Yurdagül

Baran Yurdagül

Baran Yurdagül

  • İletişim müşterinin davranışını da değiştirdi. Müşteriler artık çok sabırsız, hemen çözüm istiyor.
  • Mobilin en büyük özelliği deneyimi kişiselleştirmesinden kaynaklanıyor.
  • 5 kişiden 4’ü uyandıktan sonra 15 dakika içinde telefonunu kontrol ediyor.
  • Mobil reklamları, dünyada 200 milyar dolardan büyük bir iş alanı bekliyor.
  • Müzik gelirlerinin %40’ı mobil üzerinden elde ediliyor.

Tom Fishburne

Tom Fishburne

Tom Fishburne

  • İnsanlar sevdiğinde ve heyecanlandığında o markanın hikayesini alıp kendi hikayesi haline getirir.
  • Teknolojiyi görünce öyle çok heyecanıyoruz ki, fikri hemen unutuyoruz.
  • Dijital pazarlama ergenlik döneminden geçiyor
  • Markalar için farklılaşma, dikkat çekmek artık çok zor.
  • En iyi pazarlama, pazarlama hissini vermeyen pazarlamadır.
  • Markaların pazarlama çalışmalarının paylaşılmaya değer bulunması için hikaye anlatması gerekiyor.
  • Büyük pazarlama fikri, fikri uygularken kullanılan teknolojiden önce gelir.
  • Teknoloji ne kadar iyi olursa olsun sıkıcı bir fikri kurtaramaz.
  • Duyguyu geçiremezseniz başarılı oldum diyemezsiniz.
  • Pazarlamacılar olarak yaptığımız iş zihinlere odaklanmak ve teknolojiyle beraber değişmelerini sağlamak.
  • İşinize teknoloji eklemeden önce bir fikriniz olmalı.
  • İnsanlar markanızı paylaşmıyorsa yeterli etkiyi bırakmıyorsunuz demektir. Sosyal medya işte burada devreye giriyor.
  • Eğer herkese hitap etmeye çalışırsanız, kimseye hitap edemezsiniz.
  • Herkes real-time marketing’in peşinde ama marka bağı uzun vadeli ilişki ile oluşturulabilir.
  • Pazarlama, pazarlama departmanına bırakılamayacak kadar önemlidir. Tüm şirket tarafından içselleştirilmelidir.
  • Paylaşmaya değer bir pazarlama stratejisi oluşturan markalar, rakiplerinin önüne geçebilir.
  • Hedef kitlenizi muhteşem kılın!
  • İnsanların dikkatini çekmek için işlerinizi kişiselleştirin.

Emre Irmak ve Enis Orhon

Emre Irmak, Enis Orhun

Emre Irmak

  • Türkiye’de reklam müziği yapıyorsanız tüm bölgeleri, farklı yörelerdeki insanları kapsıyor ve her grubu iyi tanımanız gerekiyor olmalı. Yoksa Jingle etkili olmuyor.
  • Aynı melodiyi bambaşka duygular ile çalmak mümkün. Iyi jingle filmi tüm reklam kuşağında ayrıştırabilir.
  • Müzik olmadan reklamların ne kadar sıkıcı olduğunu bilemezsiniz.
  • Reklamda kullandığınız müzik ile vermek istediğiniz duyguları yansıtırsınız.
  • Marka oluştururken ismin fonetik olup olmadığını bir jingle şirketine sormakta fayda var.
  • Herşeyi 20 saniyede anlatmaya çalışmayın!

Mark Hamilton

Mark Hamilton

Mark Hamilton

  • Telefonunuz sahip olduğunuz en kişisel nesne
  • Geleceğin şirketi olmak istiyorsanız, mobile odaklanmalısınız.
  • 2 yıl önce Facebook bir desktop şirketiydi son 2 yılda bir mobil şirket haline geldi.
  • Mobilin gelişim hızı kullanıcıların medyayı tüketim biçimini derinden etkiliyor.
  • Kişisel olmak adına reklamcılar olarak keşfin merkezinde yer almamız gerekiyor.
  • İnsanlar her 5 dakika bir Facebook ve Instgramda vakit geçiriyorlar.
  • İnsanlar videoları ilk olarak Facebook’da izliyorlar.
  • Dünya çapında Facebook’ta her gün 4 milyar video izleniyor.
  • #IceBucketChallenge ile Facebook’ta tam 17 milyon video paylaşılıp, 10 milyar izlenme elde edildi.
  • Video reklamların Facebook üzerinde yakaladıkları erişim oranı TV’nin 9 kat üstünde.

M. Serdar Kuzuloğlu

Serdar Kuzuloğlu

M. Serdar Kuzuloğlu

  • İnsanlar araçların araçları haline geldi.
  • Kullandığımız cihazlara o kadar bağlandık ki artık bize verdikleri komutları sorgulamıyoruz.
  • Cihazlara nasıl bu kadar bağlandığımızı unuttuk.
  • Dijital Doğan’lar Kuşağı. Çocukların %26’sı daha doğmadan Facebook’a yükleniyor.
  • Eskiden çocuklar ağlayınca emzik falan vardı oysa şimdi, tablet!

Keren Elazari

Keren Elazari

Keren Elazari

  • Hackerlar sadece sorun çıkaran insanlar değildir, olumlu işlerde de kullanılabilirler.
  • Şu an dünyadaki ve galaksideki en popüler dil ‘Java’. Tam 3 milyar cihaz Java diline sahip.
  • Hackerların aslında yaptıkları sorunu bulmak ve buna bağışıklık sistemi geliştirmektir.
  • Steve Jobs bile kariyerine telefon hackleyerek başlamıştı.
  • Whatsapp bir hacker tarafından yazıldı. (Jan Koum)
  • Facebook her sene HackerCup ile dünyanın dört bir tarafından hackerları yarışmaya çağırıyor.
  • Hackerlar sadece bug’ları bulmak için değildir. Dünyadaki pek çok global büyük firma bugün hackerlar ile çalışıyorlar.
  • Beyaz Saray her sene Hackathon isimli toplantılar düzenleyerek hackerları bir araya getiriyor.
  • Bugün sahip olduğumuz teknolojilerin pek çoğunu hackerlara borçluyuz.
  • Bazen bir “retweet” tuşuna basarak ve bir devrimin parçası olabiliyorsunuz.
  • Aldığınız hizmet karşısında bir ücret ödemiyorsanız, ürün aslında sizsiniz.

Swen Graham

Swen Graham

Swen Graham

  • Aslında hepimiz Foursquare’i bir şekilde kullanıyoruz ama farkında değiliz.
  • Şu ana kadar 7 milyar check-in yapıldı ve 65 milyon konum kaydedildi.
  • İnsanlar telefonlarını açmadan bile bize “Ben buradayım” diyebiliyor.
  • Tükiye’nin lezzet kelimeleri menemen, kahvaltı, börekçi, mantıcı.
  • İnsanlar beğenilerini ekleyerek hem kendilerini hem de bulundukları yerleri tanımlıyorlar.
  • Tastes uygulaması ile insanların beğenileri üzerinden nerede olmak isteyecekleri bulabiliyoruz.
  • Şu ana kadar 7 milyar check-in yapıldı ve 65 milyon konum kaydedildi.
  • Nerede olmamız gerektiğini dijital dünyadan öğreniyoruz ve artık tüm uygulamalar ihtiyaca yönelik.
  • Foursquare’den iki appe geçiş kullanıcı deneyimi açısından zor bir dönemdi başarı ile atlattık. Doğru bir stratejiydi.

Borre Akkersdijk

Borre Akkersdijk

Borre Akkersdijk

  • En derin teknolojiler, kaybolan teknolojilerdir.
  • Giysilere internet erişimi sağlarsanız herkes sizi takip eder.
  • Giyilebilir teknolojilerle sorunlara çözüm bulmaya çalışıyoruz. Örnek; hava kirliliği yoğun olan bir yer için kıyafet.
  • Giyilebilir teknolojilerin yaptığı şey aslında vücudunuzla bir platform oluşturmak.
  • Ürünlerin işlevleri aynıdır. Farklılık katan olgu estetiktir.
  • Teknoloji ve tekstil farklı olsalar da, aradaki dünya, iki alanı yaklaştıracak ve ilginçleştirecektir.

Kaan Kayabalı

Kaan Kayabali

Twitter

  • Onedio’nun ayda 11 milyon tekil ziyaretçisi bulunuyor.
  • Onedio ziyaretçilerinin %70’i mobilden geliyor.
  • Artık kimse ana sayfaları ziyaret etmiyor, içerik iyi ise timelineımıza düşüyor.
  • Facebook artık büyük haber sitelerinin yayınlarını Facebook üzerinen yapmasını istiyor.
  • Yeni jenerasyon eğlenceye aç bir şekilde bekliyor ve onları eğlendirmeyen hiçbir şeye tıklamıyorlar.
  • Paylaşılması için ya eğlendireceksin ya da bilgilendireceksin!.

Marian Cramers ve Adam Lotz

Marian Cramers
Adam Lotz

  • Sosyal medya, tüketicinin fikirleri için en önemli kaynak.
  • Pozitif ve negatifin ötesine geçin, soyal medyanın size sunduğu verinin gerçek anlamını yakalamaya çalışın.
  • Sosyal Medya’da yolunuzu görebilmek için kuşbakışı bir görünüme sahip olmalısınız.

Veysel Berk

Veysel Berk

Veysel Berk

  • Çay içenler ile su içenlerin eşit olduğu bir ülkede en mantıklı iş çaycı olmak.
  • Türkiye’de günde 250 milyon bardak çay içiliyor.
  • Berk, metrenin milyarda birini ölçen bir mikroskop yapmış.
  • Silikon vadisi deneyimi; ‘Marka ismini duyan ne iş yaptığını anlamıyorsa o iş yalan olur’
  • Çaycı’nın cirosu 10K iken bugün 70K. Hızlı sipariş alan ‘Kasa’ Uygulaması en büyük destekçisi.
  • İş kurarken, iş modelinizi oturtturmadan yatırım almayın. Çünkü inovatif düşünce sonuna kadar zorlanmamış oluyor.

Tuncay Yavuz

Tuncay Yavuz

  • 2011’den bu yana mobil gösterimler 4 kat, oyun içi reklamlar ise 3.5 kat büyüme gösterdi.
  • Geçtiğimiz yıl 6.1 TL’lik reklam pastasının 1.4 milyarı dijitale kaydı.
  • Türkiye’de her ay aktif olarak interneti kullananların sayısı 2011’den bu yana %20 arttı.
  • 45+ yaşın internetteki yüzdesi 12 yaş altının internette doğmasından ötürü artıyor.
  • Dijital reklam 2011’den bu yana inanılmaz bir büyümeyle reklam yatırımlarında basını geride bıraktı.
  • Video reklamları son 4 yılda kendini 5’e katladı.
  • Türkiye’de 22.7 milyon PC, 9.5 milyon akıllı telefon, 6.6 milyon tablet internete bağlanıyor.
  • Artık internet, Türkiye’deki tüm tüketicilerin kullandığı en önemli araştırma alanı.