Edtechist’i Diğerlerinden Farklı Kılan Nedir? 11 Soru & 11 Cevap

Ülkemizde eğitim konseptli konferans modelinin ilki olarak karşımıza çıkan Edtechist, katılımcılara salt bilgi transferinden ziyade mesleki deneyim kazandırmayı amaçlarken ve eğitimcilere kişisel öğrenme alanlarını genişletme fırsatı sunuyor. “Öğrenme ve Öğretmeyi İyileştirme Hareketi” sloganı ve farklı tarzı ile dikkatleri üzerine çeken etkinliği soru cevap formatında ele aldık.

Edtechist Neden Farklı?

Edtechist’in en önemli özelliği eğitimcilerin mesleki gelişimi için nitelikli bir ‘Eğitim’ imkanı sunması. İşte Edtechist’te yer alan farklı mesleki eğitim konseptleri:

Masterclass 17 Nisan Cuma 09:00-17:00
Çeşitli uzmanlık alanlarında yapılacak interaktif workshoplar ile ilham alın, öğrenin ve anında uygulayın.

Çalıştay 18-19 Nisan Cumartesi-Pazar 09:00-12:00
Farklı bir öğretmen olabilmek için tek yapmanız gereken profesyonel gelişim için planlama yapmak. Edtechist çalıştayları bir konuyu derinlemesine işliyor. Çalıştaylar ile profesyonel gelişiminize katkı sağlayın, öğrenin ve daha da önemlisi anlatılanları nasıl hayata geçireceğinizin püf noktalarını dinleyin.

Eş Zamanlı Oturumlar 18-19 Nisan Öğleden Sonra Cumartesi-Pazar
Bu oturumlar “best practices” niteliğinde ve deneyim kazandırma amaçlı olup, ilgi duyduğunuz konu ile alakalı sizi gerçek hayatta harekete geçirmeyi hedefliyor.

Teachmeet 18 Nisan Cumartesi 16:30-17:30
Bu sefer sahne sizin. 2 ya da 7 dakikada bir fikrinizi anlatarak herkesi kendinize hayran bırakın.

Edtechist’te Kimler Eğitim Verecek?

Eğitim teknolojilerini kullanmış, tecrübeli, ‘Akademisyen’, ‘Uzman’ ya da ‘Öğretmen Eğitmenler’ veya işin mutfağından gelen iyi örnekleri olan ‘Öğretmen’ler sizi bekliyor.

Oturumlardan Çıkınca Kendimi Nasıl Hissedeceğim?

Her oturumdan zihninizde yeni bir fikirle çıkacaksınız. Aa bu böyle mi yapılıyormuş? ‘, ‘Bu benim dersimde çok iyi olur ‘, ‘Proje çok iyiymiş’, ‘Aaa ben bunu daha iyi yaparım’ konuşma balonlarını sık sık göreceksiniz.

Etkinlik Günü Katılımcılar da Sahne Alma Fırsatı Bulacak mı?

Elbette. Teachmeet ismindeki etkinlikte onlarca öğretmen bir araya gelecek, sonra kura çekilecek, daha önce kuraya kayıt olmuş bir öğretmen sahne alacak. 2 ya da 7 dk. içerisinde kendi teknoloji kullanım örneğini paylaşacak.

Hangi Oturuma Katılacağıma Nasıl Karar Vereceğim?

Her branşa, her ilgi alanına, her öğrenme seviyesine uygun oturumlar olsun diye bu kadar çeşitli ‘Eğitim Teknolojileri’ alt başlıkları belirlendi. “Bunu ben de okulda uygulamalıyım” dediğiniz oturumları kaçırmayın.

Molalar Nasıl Geçecek?

“İyi örnekleri paylaşmanın en güzel yolu uygulamanın kendisini göstermektir” diyen organizatörler molalarda çeşitli okulların öğrenci projelerini sergileyecekler. Bunların yanında Maker Fuarı ve bazı sürprizler sizi bekliyor.

Sınıfta yaşadığım problemler, bunların çözümlerini bulabilecek miyim?

Aklınıza takılan sorular bunlara benziyor ise kesinlikle “Evet”:
Bilgisayar var, iPad var, İnternet var ama derse nasıl entegre etmeliyim?
Çocuklar kitabı iPad’den okuyor ve oyun oynuyorlar. Bu teknolojiyi kullanmak demek mi acaba?
Bir öğretmen başka bir öğretmene neler öğretebilir ki?

Uzman Oturumlarından sadece birisine mi katılabilirim?

18-19 Nisan tarihlerinde, konferans her biri yarım gün sürecek Uzman Oturumları ile devam
edecek. Belirli bir konu ile ilgilenen katılımcı, aynı konuşmacının bir kaç oturumuna katılma şansı
bulacak. Böylece katılımcılar konuyu derinlemesine öğrenecek ve kendilerini geliştirecekler. İki gün
boyunca eş zamanlı uzman oturumları olacaktır. Katılımcılar Cumartesi (18 Nisan) ve Pazar sabah (19 Nisan) ‘da katılmak üzere iki uzman oturumu seçecekler.

Eş Zamanlı Oturumlar ne zaman olacak?

Eş zamanlı gerçekleşecek bu ilham verici oturumlarda öğretmen ve uzmanlar sınıf deneyimlerini, araştırma bulgularını, eğitim teknolojilerindeki son trendleri paylaşacaklar. Bu oturumlar öğleden sonra olacak ve farklı konularda geniş bir yelpaze sunulacak.

Hiç İngilizce bilmiyorum, nasıl hareket etmeliyim?

Simultane çeviri yapılacak oturumları ve Türkçe çok sayıda sunumu izleyebilirsiniz. Ayrıca buradan sunum dillerine de bakabilirsiniz.

Yeni Nesil Eğitim Konferansı “EDTECHIST” 18 Nisan’da Başlıyor

“Acaba Zeki Müren de bizi görecek mi?” diyeli çok olmadı ama bugünün çocukları robot bile yapmaya başladı. Hatta yapmakla da kalmadılar robotlarla oyun kurdular. Çocuklara oyuncak alınan bir çağdan, çocukların kendi oyuncaklarını yaptıkları bir çağa doğru gelirken değişim rüzgarından etkinlikler de nasibini aldı. Eğitim teknolojileri alanında dünyadaki uzmanları bir araya getirecek olan EDTECHIST, “İlgi Alanını Seç ve Uzmanlaş” konferans konsepti ile eğitimcilere yeni bir model sunuyor.

Dinle ve Çık OUT, Öğren ve Uygula IN

EDTECHIST izleyicilerin karşısına konferansın ötesinde bir formatla çıkıyor. Klasik konferanslarda dinleyip çıktığımız, sunu sayfalarının arasında kaybolduğumuz oturumlar, yerini çalıştaylara bırakıyor. Uzmanların liderliğinde düzenlenecek olan bu oturumlar, ‘fikir üret-paylaş-uygula’ felsefesini temel alacak.

İşi Ustasından Öğrenin

Etkinliğin beraberinde getirdiği diğer bir yenilik de iki günlük ana programın bir gün öncesindeki workshop günü. Master Class ismindeki bir tam gün sürecek atölye çalışmalarına katılacak şanslı kişiler Alan November, Gary Stager, Mario Fishery, Metin Ferhatoğlu ve David Baugh gibi usta isimlerle çalışacaklar.

Uzman Oturumları

Cuma günü atölye çalışmaları ile başlayan uygulama ruhu hafta sonu da devam edecek. Cumartesi günü sabahı Bernajean Porter, Suzie Boss, Connie White, Elizabeth Helfant gibi uzmanların yarım gün sürecek bire bir eğitimleri ile başlayacak. Burada yer alan kişiler ilgi duydukları bir alandaki bilgi birikimlerini işlerinde kullanmayı ve bu konuda harekete geçmeyi öğrenecekler. Aynı sunumlar Pazar günü sabahı da tekrar edecek ve katılımcılar farklı bir oturum seçerek o alanda da uzmanlaşabilecekler. Bu oturumlarda uzmanlar sertifikaları kendileri imzalayarak öğretmenlere dağıtacak.

EDTECHIST
Hem Cumartesi hem de Pazar günü öğleden sonraki oturumlarda ise öğretmenler sınıf içi deneyimlerini anlatacaklar. Ana salonda simultane tercüme hizmeti verilecek etkinlikte bazı sunum ve çalıştaylar Türkçe bazıları ise İngilizce gerçekleşecek.

EDTECHIST sonunda bir katılımcı kendi seçeceği aşağıdaki üç farklı alanda, bir tam gün ve iki yarım gün eğitim almış olacak.

Türkçe Programlar

• Liderlik: Değişimi Yönetmek
• 21.yy’da Öğrenme ve Öğretme
• Öğrenme Ortamları ve Toplulukları
• Maker Hareketi ve Tasarım Odaklı Düşünme
• Öğrenme Ortamlarına Teknolojiyi Entegrasyonu
• 1:1 Bootcamp (Atölye Çalışması)
• Kişisel Gelişim
• Online Öğrenme
• BYOD / 1:1 Programları
• İnovasyon
• Araştırmacı Öğretmen Yaklaşımı: Tasarım Geliştirme Çalıştayı
• Proje Yönetimi Ve Tasarım Odaklı Düşünme Becerileri Eğitimi

İngilizce Programlar

• The Art And Soul Of Digital Storytelling- Communicating With Power, Passion And Impact
• Where Technology Meets The Brain For Flipped, Blended Or Online Courses
• Essential Elements Of Curricullum Design And Tools And Pedagogies To Support Learning
• The Learning Revolution You Can’t Afford To Miss
• Digital Creativity: A Case Study
• Social Media In Education If You Cant Beat ‘Em, Join ‘Em: Communicating In The Language Of Our Student

Mükemmel Bir Öğretmenin 8 Özelliği

Bir öğretmeni güçlü kılan şey nedir?

En iyiyi diğerlerinden ayıran nedir? Bu bilmecenin cevabı aslında en iyide saklı. Aşağıdaki maddelerden bazıları ile bir öğretmen performans değerlendirme kriteri olarak aşinasınızdır ama emin olun bunlardan bir kısmı daha evvel karşınıza hiç çıkmamıştır. Dilerseniz okumaya hemen başlayın ve hayatınızda yer alan öğretmenler üzerinde değerlendirin.

1. Özgüven Abidesidir

Bir öğretmen her zaman hayalini kurduğu yerdedir ve ne yaparsa yapsın öğrencileri ile geçirdiği zaman hem kendisi hem de onlar için fayda sağlar. Bir öğretmenin bu özgüven duygusunu dışarı vurması öğrencilerin gözünden asla kaçmaz. Bir okulda çalışmak stresli ve zor bir iştir ama bir o kadar da manevi tatmini olan bir durumdur. Eğer doğru yerde olduğunuzdan emin değilseniz bu histen mahrumsunuz demektir.

2. Güngörmüş İnsandır

Okul aktiviteleri için doğru bir bakış açısına sahip olmak ve öğrenmeyi doğru bağlamda ele almak az da olsa hayat deneyimi gerektirir. Seyahat eden, farklı mesleklerden gelen, spor dalları ile iyi seviyede uğraşan ya da hayatın diğer alanlarını deneyimlemiş kişiler klasik bir öğretmenden farklı bakış açıları kazanır. Bu tür meşguliyetlere ciddi zaman ve enerji harcamış insanlar, öğrencilerin dillerine pelesenk olmuş “Bu matematik kuralları hayatta ne işimize yarayacak?” sorusuna mantıklı bir izah getirmekten, takım çalışması ve işbirliğinin hayati önemini kavramaya kadar, okulları çocukların gözünde, hayatın büyük resmi içine doğru bir şekilde konumlandırabilir.

3. Öğrencinin Motivasyonunu Ölçer

Öğrencilerin ilgi alanları farklı olduğu gibi motivasyon kaynakları da çeşitlidir. Bazılarını sınıfta olup bitenler bile motive etmeye yeterken, bazı öğrencilerin heyecanı dış etkenlere bağlıdır. Bir kısım öğrenci için ise etrafında yaşananlar hiçbir şey ifade etmez. Bu durum salgın bir vakadır ve tüm sınıfı kuşatabilir. Öğrencilerin umursamadığı bir ders işlemenin bir anlamı olmadığına göre her öğrencinin heyecanını belirli bir seviyede tutacak ve öğrencileri aktivitelerin içine çekebilecek bir öğretmen olabilmek önemlidir.

4. Süper Kahraman değil, Basit bir İnsandır

Evet tüm öğretmenler kahramandır. Şimdi bunu biraz irdeleyelim. Günümüzde çoğu öğretmen acizliklerinin açığa çıkmaması için çok hassas davranışlar sergileyebiliyor. Bu tür öğretmenler bir yerde tökezlediklerinde, canları sıkkın olduğunda ya da kızdıklarında bunun üstünü örtmek için inanılmaz gayret sarfediyorlar. Peki neden? Bu tip öğretmenler, öğrencileri bir soru yönelttiğinde ‘Sorunun cevabının ne olduğu ile alakalı bir fikrim yok’ gibi bir cevap vermekten kaçınmak için mantık sınırlarını aşındırıyorlar. Dobra olmak gerekirse öğrencileri ile gerçek bir bağ kuran öğretmen sınıf içerisinde duygularının açığa çıkmasından çekinmez, kendisinin bilginin hükümdarı olmadığı gerçeğini söylemekten imtina etmez.

Elbette hiçbir eğitimci çevresine, sınıfın ortasında zırlayan ya da kıvırmaya çalışan bir öğretmen resmi vermek istemez ancak öğrencilere empati kurmayı öğretmek adına onlara empati kurabilecekleri birini sumaktan daha iyi bir yöntem olabilir mi? Dünyadan bihaber olmanın normal olduğu mesajını vermek yerine ‘Bilmiyorum ama hadi hep beraber öğrenelim!’ diyerek işbirliğini fişeklemek sanki daha iyi bir yöntemdir.

5. Teknolojiden Anlar

Dilerseniz bu konuyu fazla detaylandırmayalım. Bu konuda yeteri kadar mürekkep harcandı ya da yeteri kadar piksel bu konuyu işleyen cümleleri kapladı. Günümüzde popülerliği azalan “Ama ben …………… (herhangi bir elektronik alet ile doldurabilirsiniz) kullanmayı bilmiyorum.” cümlesi sanki yerini daha çok “Telefonla ile aram pek yok.” cümlesine bıraktı.

Yukarıdaki hissiyat ancak “… ama öğrenmeyi çok istiyorum!” cümlesi ile devam ederse kabul edilebilir. Ancak mevzu bahis öğrenciler olduğunda onların çalışmaları ile alakalı böyle bahanelere kapımızın kapalı. İçinde bulunduğumuz yılda bu tür bahanelerin çaresine bakılmamasına daha fazla kredi verilemez.

6. Risk Almayı Modeller

Öğrencilerimizi risk alma konusunda cesaretlendiririz, hepimiz de öyle olmak isteriz zaten ama doğruyu söylemek gerekirse öğretmen doğasında risk almak yoktur. Bu aslında savunmasız olmak ile paralel seyreden bir özelliktir. Yeni bir şeyler yapmak adına riski göze almaya gönüllü bir öğretmen, eğitim bilimlerine göre ‘kaçık’ diye tabir edilebilir ama aynı zamanda bu cesareti ile öğrencinin de güvenini kazanır. Bu tabloya kıs kıs gülerek farklı yorumlayanları ise kaale almaya gerek yoktur.

7. Küçük İşlerle Uğraşmaz

Sınıfa geç gelenler olsun, en ufak öğrenci gayretini takdir etmek adına her ödevini toplamak olsun, konunun tam hakkını vermek için en ufak detaylarını varana kadar anlatmak olsun, öğretmeni asıl önemli olan işten alıkoyan meşguliyetlerin sonu yoktur. Güçlü bir öğretmen kronik yavaşlığın veya dersleri asmanın genellikle çok daha büyük problemlerin belirtileri olduğunu bilir. Ayrıca bu durumu düzeltmeye zaman ve enerji harcamak beyhude bir uğraştan öteye gitmez. Zaten yönetim ve rehber danışmanlar bunun için vardır.

8. Okul Yönetimi Odaklı Hareket Etmez

Aslında bu madde yukarıdaki diğer maddeler ile yakından alakalıdır. Kendinden emin bir öğretmen ‘Müdür ne der ki?’ diye endişelenmeden işini yapar. Risk alır, sınıfları gürültülü ya da dağınık olabilir. Hatta bazı sınıflarda iki durum bir arada olur ve bunun yanında hareketleri heyecan ya da katılımı arttırmak için bir şeyleri ihlal etmek suretiyle (genellikle kurallar) sonuçlanabilir.

Öğrenmenin temiz ve düzenli bir etkinlik olmadığını bilirler, kurallara ve rutinlere çok bağlı kalmanın, okul ortamlarının çocukların sahip oldukları merak duygusunu, tutku ve doğallığı kurutabileceğini bilirler. ‘Acaba idarecim ne der?’ kaygısını akla getirmek öğretmenliğin de istisna olmadığı bir şekilde tüm işler için sınırlandırıcı ya da ket vurucu olabilir.

Gelin biz de geleneğe uyup özlü bir sözle noktayı koyalım.

Aslında en iyi öğretmenler şu cümle ile kodlanmıştır: “Af dilemek izin almaktan daha basittir.”

Ian Lancaster tarafından kaleme alınmıştır

Geleneksel Eğitime Son Veren Okullar ve Yeni Öğretim Modelleri

New York’taki Quest to Learn ve Kamboçya’daki Liger Learning Center uyguladıkları inovatif öğretim modelleri ve yeni eğitim içerikleri ile adını dünyaya duyurmayı başardı.

Hatırlarsanız 1989 yılında yayınlanan Geleceğe Dönüş II filminde Marty McFly, gelecekte 21 Ekim 2015 tarihine seyahat etmişti. İçinde bulunduğumuz bugünde acaba bir öğrenci Doc Brown’un DeLorean ismindeki aracı ile filmde yer alan geleceğin okulu Hill Valley High’a gitmiş olsaydı, bugünle kıyasladığında ne tür farklılıklar gözüne çarpardı.

Halen birilerinin çıkıp, kendi kendine bağlanan bağcık ya da uçan kaykay pazarlamasını beklediğimiz bu günlerde eğitim ortamlarında yaşanan inanılmaz gelişmelere rağmen, öğretim metotlarında radikal bir değişme olmaması çok düşündürücü. Buna rağmen bir yandan temkinli davranan diğer yandan da öğretmenlerinin belirli kalıpların dışına çıkmasına müsade eden okullar olduğuna da şahitlik ediyoruz. Bu tür kurumlar, bu şekilde davranarak öğrenci ve öğretmenlerine, kendi öğrenme-öğretme süreçlerinin başına geçme şansını verdiklerini savunuyorlar.

Yetenek Bağımsız Öğrenme Modeli

Bu tür okullara bir çok örnek verebiliriz. 21. yy. şartlarına uyarlanarak örnek okul konsepti ile New York’ta kurulan The Quest to Learn, konu işleme sürecinde oyun kullanımının öğrenci katılımını arttırdığını ve çocuklara modern dünyanın karışıklıklarını daha iyi yönetme yeteneği kazandırdığını savunuyor. Tabi burada Super Mario ya da Twister gibi efsane oyunlardan bahsedilmiyor. Bu merkezde oyunlu etkinlikler öğrencilerin yapıcı sorgulamayı hayata geçirmesini hedefliyor. Mesela buradaki öğrenciler İngilizce edebi yapıları hikaye anlatımı aktivitesi ile öğrenirken, hastalarının vucutlarına seyahat eden mikroskobik bir doktoru hayal ederek biyoloji işliyorlar.

Okulun müdürü Arana Shapiro en iyi oyunların bütün sınıf seviyelerine hitap edebilenler olduğunu söylüyor. Konular, okul yılı başında öğrencilere sunulan zorlayıcı kurgusal bir ortam içerisinde, bir oyunun prensiplerine göre öğretiliyor. Akabinde öğrencilere bu zorluğu göğüsleyebilecekleri bilgi ve donanıma sahip olmalarını sağlayacak dersler ve aktiviteler dizayn ediyorlar.

Shapiro, çocukların, yaşları ilerledikçe daha gerçekçi problemleri çözmek istediklerini söylüyor. Fantastik ve üretkenlik gerektiren etkinliklerin ilerki yıllarda çocukların ilgisini çekmediğini anlatan Shapiro, “Bir okul ancak öğretmenleri kadar iyi olabilir. Bakın, öğretmenlerin eğitimde oynadığı hayati rol hep unutuluyor. Hep öğretmenlerin harfiyen takip etmeleri gereken müfredatlar yapılıyor. Biz öğretmenleri bir ders tasarımcısı rolünde görüyoruz ve onlara bu misyonlarında destek oluyoruz. Ayrıca çocuklara 21. YY vatandaşı olarak yetişmesi için yardımcı olmaları ve çocukları içine alacak ders etkinlikleri yapmaları için kendilerine tavsiyede bulunuyoruz” diyor. Buradaki yetkililerin en büyük çabası çocukları yeteneklerine göre gruplandırma anlayışından uzaklaşmak. Onlara göre bu tür bir eğilim başka ayrımcılıklara sebep oluyor ve çocukların kabiliyetleri ne yönde olursa olsun proje tabanlı öğrenme sistemi çocukları her şekilde ilerletiyor.

Toplum Hizmeti Yapan Bir Eğitim Kurumu

Kamboçya’daki Liger Learning Center’dakilerin yaptıkları çalışmalara bakılırsa onlar bu işi oldukça ileriye taşımışlar. Toplum problemlerine çözümler bularak bunlara yerinde müdahale etmişler ve çeşitli kampanyalar başlatmışlar. Böylece sadece başarılı değil, ileride değişimi tetikleyebilecek liderler yetiştirmeye başlamışlar.

Bu arada, çocuklara üzerinde çalışmaları için sunulan problemler ise tamamen farklılık gösteriyor. Örneğin bir gün ’insan nasıl girişimci olur’ çalışması yapan gençler başka bir gün ülkelerindeki hayvan türleri üzerinde inceleme yapabiliyorlar. Okulun öğrenme koordinatörü Jeffrey Holte hava şartlarından ötürü sınıf dışı ortamlara çıkamadıklarını üzülerek ifade ediyor ve kendi coğrafi bölgelerindeki öğrencilerin dünyasının sınıf olduğunu söylüyor.

Sınıfları Olmayan Okul

Danimarka Kopenhag’da bulunan proje temelli çalışan bir diğer okul Ørestad Gymnasium ise ‘sınıfları olmayan okul’ olarak biliniyor. 16-19 yaş aralığında binden fazla öğrencileri var ve bunlar tamamen numaralandırılmış ‘öğrenme alanları’nın bulunduğu, duvarları olmayan büyük etrafı açık bir mekanda çalışıyorlar. Müdür Allan Andersen, burayı tasarlayan mimarların yüzde elli öğretmen yönetimi, yüzde elli bağımsız öğrenci merkezli öğrenme felsefesine göre hareket ettiklerini söylüyor. Ayrıca tüm analog ürünleri bir kenara bırakıp yüzde yüz dijitalleşmişler. Dersler tamamen laptop, ipad ve Google Apps kullanılarak verilirken, öğretmenler öğrenciler etrafında dolaşarak onlara destek oluyorlar. Bir kerede tüm sınıfa hitap etmek imkanının olmadığı bu tür ortamlarda öğrencilere rehberlik etmede bilişim teknolojilerini kullanmanın önemi daha da artmış. Öğrencinin dersi ile alakalı herşey sanal dünyada yer alıyor ve bu sayede öğrenciler sadece tüketen değil aynı zamanda içerik üreten bir rol üstleniyorlar.

Müdür Andersen, “Bu sistemde bağımsız öğrenciler, yaparak öğrenenlere göre daha avantajlı oluyor. 21.YY’da iş hayatı, yaşantılar, sosyalleşme, alışveriş ve bilgi tüketimi hep dijitalleşti. Bu sebeple öğrenmenin de buna adapte olması ve çocukların, geleceğin yetişkinlerine şu anda verilmesi gereken becerilerle donatılması gerekiyor. Çoğu okul bu değişim trenine biniyor. Ancak bu pedagojik inovasyonun dünya seviyesinde ne getireceğini zaman gösterecek” diyor.

Öğretmenlik Mesleğinin 33 Kâbusu

  1. Zil çalmasa az bir zaman kala kantinden sıra kapma planları yapan öğrenciyi derse katma çabası.
  2. Ha değişti ha değişecek derken müfredat değişikliğinin ilanı.
    ogretmen-kabusu-2
  3. Sınıfın kabusu olan öğrenciniz ile aynı mahallede oturmanız ve sık sık karşılaşmak durumunda kalmanız.
  4. Sık sık birilerinin yatarak para kazandığınızı iddia etmesi.
    ogretmen-kabusu-4
  5. Çocuklarının herkesten iyi olduğunu düşünen veliler.
  6. Çok sağlam espri yapan öğrencinize gülmemek adına bir süreliğine bitkisel hayata geçme durumu.
    ogretmen-kabusu-6
  7. Öğrencilerin tamamı kıkırdaşırken sizin konudan tamamen bihaber olmanız.
    ogretmen-kabusu-7
  8. Yeni işe başladığınızda hiç de umrunda olmadığınız mesai arkadaşlarınız.
  9. Takma isim kullandığınızda bile bir şekilde size ulaşan öğrencileriniz.
    ogretmen-kabusu-9
  10. Akşam ve haftasonları için güzel planlarınızınız hep hayallerde kalma süreci.
  11. Aptalca sorulara maruz kalmanız.
  12. Ön sırada oturan öğrencilerin çileden çıkaran soruları.
  13. Öğrenciler için çok büyük değeri olan ama sizin anlam veremediğiniz hediyeler.
  14. Her tatilden sonraki Pazartesi sabahı.
    ogretmen-kabusu-14
  15. Okul dışında da öğretmenlik alışkanlıklarınızın devam etmesi. Restaurantta sandalyeleri gelişigüzel itmeniz.
  16. Cevabını bilmediğiniz bir soru karşısında bunu belli etmemek için mantıklı bir şeyler uydurmak için sarf ettiğiniz enerji.
    ogretmen-kabusu-16
  17. Haysiyetinizi kaybetmenize yol açacak durumlar. Çorabınızın kaçması ya da burnunuz akması gibi.
  18. Yılın her günü erken kalkmak durumunda olmak.
    ogretmen-kabusu-18
  19. Öğrencileriniz ile olabilecek en kötü yerde karşılaşmak.
  20. Sürekli cereyan eden eşek şakaları şikayetlerini dinlemek.
  21. Öğrencilerinizden grip kapmamaya çalışmak.
    ogretmen-kabusu-21
  22. Hasta olup evde keyif yapamamak.
    ogretmen-kabusu-22
  23. Kar yağması için dua etmek.
  24. Sınavda mobilleşen öğrencilere katlanmak.
    ogretmen-kabusu-24
  25. Çocukların yemek alışkanlıklarını ve alerjik durumlarını aklımızda tutarak ona göre beslenmelerini planlamak.
  26. Çok kötü sınav kağıtlarına bile puan vermek durumunda olmak.
  27. Uzun bir günün sonundaki toplantılara katılmak.
    ogretmen-kabusu-27
  28. Başka iş alanlarındaki arkadaşların ile takılamamak. (Çünkü hep yarına hazırlanmak durumundasınız.)
  29. Ömür boyunca yaşanan Cuma öğleden sonrası sendromu.
  30. Sana saygısızlık yapan bir öğrenciye yapmak isteyip de yapamadıkların.
    ogretmen-kabusu-30
  31. Sana nasıl davranılırsa davranılsın yapabileceğin en iyi şey çığlık atmak olması.
    ogretmen-kabusu-31
  32. Sürekli senden daha basit işlerle uğraşıp daha fazla maaş alan kişilerle karşılaşmak.
  33. Son dokuz ayını öğretmekle uğraştığın ve sonunda başardığın bir konunun, kötü bir öğrenci tarafından anlaşıldığını görüp de duygulanmak.
    ogretmen-kabusu-33

Öğretmeye Daha Fazla, Teknolojiye Daha Az Zaman Ayırın

Google, Classroom’un adlı yeni öğretim platformunu duyurusunu yaptı. Bu sistem ile öğretmenler, Google Drive ve Gmail ile birlikte çalışan ödev verme sistemini kullanabilecek. Ayrıca bu sistem öğrencilerin çalışmalarını düzenlemelerine, tamamlamalarına, teslim etmelerine ve doğrudan öğretmenleriyle ve sınıf arkadaşlarıyla iletişim kurmasına imkân tanıyor.

benifits

Classroom; zamandan tasarruf etmelerine, notları düzenli bir şekilde tutmalarına ve öğrencilerin birbirleriyle iletişimlerini geliştirmelerine yardımcı olmak için öğretmenlerle birlikte geliştirildi.

Kolayca ödev verin

Classroom; öğretmenlerin kağıt olmadan da ödev hazırlayıp toplamasına imkan sağlar. Öğretmenler ödev hazırladığında tek bir dokümanı paylaşmayı veya her bir öğrenci için otomatik olarak bir kopyasını oluşturmayı seçebilirler. Öğretmenler, ödevi kimin tamamladığını ve kimin tamamlamadığını hızlı bir şekilde görebilir ve doğrudan gerçek zamanlı geri bildirim sağlayabilirler.

assignments

Classroom, her bir ödev ve her bir öğrenci için otomatik olarak Drive klasörleri oluşturur. Öğrenciler Ödevler sayfalarında yapmaları gereken ödevleri görebilir; böylece dersleri hakkında bilgi edinebilirler.

Ayrıca Classroom; öğretmenlerin duyuru yapmasına ve sorular sormasına da olanak tanır; bu da sınıf içinde ve sınıf dışında iletişimi geliştirir.

Sınıflar için yararları

Kurulumu kolay :Öğretmenler, öğrencileri doğrudan ekleyebilir veya katılmaları için sınıflarıyla bir kod paylaşabilir. Kurulum yalnızca birkaç dakika sürer.

Zaman kazandırır :Basit ve kağıtsız ödev akışı öğretmenlerin, ödevleri tamamen tek bir yerden hızlıca oluşturmasına, incelemesine ve onlara not vermesine olanak tanır.

Düzeni artırır :Öğrenciler tüm ödevlerini ödevler sayfasında görebilir ve tüm sınıf materyalleri Google Drive’da klasörlere otomatik olarak yerleştirilir.

İletişimi geliştirir :Classroom, öğretmenlerin hızlı bir şekilde duyuru ve soru göndermesine olanak tanır. Öğrenciler akışta yayın paylaşabildiğinden, sınıf arkadaşlarına yardımcı olabilirler.

Uygun fiyatlı ve güvenli : Diğer Google Apps Eğitim Sürümü hizmetlerimiz gibi Classroom da reklam içermez, içeriğinizi veya öğrenci verilerini hiçbir zaman reklam amaçlarıyla kullanmaz ve okullar için ücretsizdir.